Cumhuriyet elden giderken….

Turap Tercan >>>
turaptercan@yahoo.com

Bugün ki Akp damarı cumhuriyetin kuruluş yıllarına ve daha eveliyatına kadar gider. Atatürk’ün kurmaya çalıştığı, aydınlıktan ve çağdaşlıktan yana cumhuriyet ve devrimlerine karşı direnen gerici gürühun sadece ismi deyişmiş ama amacı aynıdır; Cumhuriyet düşmanlığı.

Hilafeti ve İslam kanununlarını (şeriatı) geri getirmek için ayaklanan, isyan çıkartan Şeh Saitler, Menemen’de, “şeriat isterük” diye teymen Kubilay’ı kesenler, bu ülkede hiç bir zaman yok olmadı. Onlar sadece cumhuriyetin aydınlık ışığından korkan yarasalar gibi mağaralarına tekrar ortaya çıkacakları günleri beklemek üzere girmişlerdi.

1950′lere gelindiğinde, Türkiye Cumhuriyeti meclisinde, “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyerek başlayan dini siyasete alet etme süreci, özellikle sağcı partiler tarafından sıkça kullanılan bir enstürment olması, sonuçta sözünü ettiğimiz bu liberal sağ partileride yutacak şekilde bugün gerici ve cumhuriyet düşmanı güçlerin iktidara gelmesine neden olmuştur.

Mecliste çoğunluğu sağlayarak iktidarı eline eline alarak önemli noktaları eline geçiren gerici gruh bugün yapmış olduğu uygulamalarla ve çıkarmış olduğu yasa ve kanunlarla cumhuriyete karşı olan tarıhsel düşmanlığının rövanşını oynamaktadır.

Sürekli istismar edilerek gündemde tutulan ve üzerinden siyaset yapılan türban, yine aynı şekilde rejimin nabzını yoklamak amcıyla, daha ne kadar ve nereye kadar gidebilirizin denemeleri yapılmaktadır. Eğer türban konusunda ciddi bir engelle karşılaşmadıkları zaman bu sefer başka kara amaçları uygulamaya konulacak, gündeme getirelecektir. Bu türban serbesiyetinin ikinci adımı en kısa zamanda, üniversitelerden mezun olacakların kamu alanında çalışmalarını istemek olarak gündeme getirlecek ve bunun istismarı yapılacaktır. Nihayet türbanla okula alınma konusu bu kesimi tatmin etmemiştir. “Üniversiteden mezun olupta evde bulaşıkmı yıkayalım” itirazları şimdiden başlamıştır.

Akp parti türban sınafından kendi payına başarı ile çıkarsa Türkiye cumhuriyeti “ılımlı islam cumhuriyeti” ne doğru hızla yol almaya devam edecektir. Bu proje sadece Akp parti projesi olmayıp, başta ABD olmak üzere Avrupa devletleri tarafından da desteklenen bir projedir. Bu anlamda başta ABD olmak üzere Avrupa Birliğinden destür alan Akp kendinden emin adımlarla bu hedefe doğru ilerlemektedir.

Va bazıları açısından “işin ilginç yanı” gibi görülen Mhp’nin bu süreçte Akp’ye destek vermesi hiçte şaşırılacak bir olay değildir. “Türk milliyetçiliği”ni ağzından düşürmeyen Mhp’in aslında “Ezan bayrak vatan” sloganının arkasında yatan milliyyetçilkten öte “Ümmetçi”lik olduğu bu son türban tutumunda daha açık olarak ortaya çıkmıştır. Mhp hiç bir zaman tam anlamıyla milliyetçi olamamıştır. Ümmetçilik Mhp’nin kanında vardır. Söylemlerinde Osmanlı mirası üzerine oturan Mhp’nin, eşelendiğinde, cumhuriyet ve Atatürk düşmanı bir parti ve ideoloji olduğu ortaya çıkacaktır. Bu gerçeklik türban meselesinde kendisini daha açık olarak ortaya koymuştur.

Aleviler bu sürece seyirci kalmamalıdır. Cumhuriyet ve kazanımları Aleviler için can alıcı öneme sahiptir. Türkiye’de ve Avrupa’da Aleviler bu süreci çeşitli eylem biçimleriyle protesto etmeli gerçek anlamda laik, demokratik bir Türkiye’nin yaratılması mücadelesinde en aktif bir biçimde yer almalıdırlar.



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

“Cumhuriyet elden giderken….” için 1 Yorum

  1. Ahmet Y. Yıldırım diyor ki:

    Turap Dost,

    Kendini Alevi olarak tanimlayan hic bir kimse , Laik-Cumhuriyetin yıkılması ve yerine dine dayalı sözde Ilımlı İslam Cumhuriyeti ne dönüştürülmesini hedef alan karşı devrim karşısında tarafsız ve atıl kalamaz!

    Hollandadaki Türkler adına kurulan örgüt ve derneklerin ( Atatürkcü Düşünce Derneği hariç oda atıl durumda) sessizliği bir taraf oluşturmakta. Geçenlerde terörü kına adına, Fetullahcıların, Kürt milliyetcilerinin ve sözde sosyalistlerin birlikte basın açıklamaları, kimin kimle ve kimin suyunda gittiklerinin bir göstergesi. Bunlar dışında, milliyetci geçinen MHP, BBP, Milligörüş vb. leri sessizliği tercih etmekteler. Ses ve tepki verbilecek yada bu gidiğe karşı duracak yerel dernek ve kuruluşların olmasına rağmen yanlızlıkdan ve güçsüzlükden olsa gerek bir tepki veremiyorlar.

    İşte bu tarihsel günlerde, yakılacak bir kıvılcım onbinlerce Türkün ve ilerici demokratın yüreğini tutuşturacaktır. Sessiz çoğunluğun sesi ve iradesini temsil edecek bir girişimin ve çaba zorunludur.

    Kanımca bu iradeye ve isteğe Hollanda demokratik Alevi Platformu sahiptir.

    Benzer bir cagriyi Platform sozcusu Yalcin canada gonderdim. Umarim eline gecmistir.

    Nasıl olmalı ve acilen ne yapılmayacağını tabiki platformun kendisi belirleyecektir.

    Benim önerime gelince:

    1. Platform hemen acilen kamoyuna bir basın açıklaması ile bu konudaki tavrını ilan etmeli
    2. Hollandadaki laik, cumhuriyetci, demokratik ilerici tüm kuruluşlara bir çağrı yaparak ortak bir açıklama çıkarmalı ve ülke çapında Laik Cumhuriyete sahip çıkan, hukuku savunan, sivil darbeyi telin eden bir miting düzenlemelidir.
    3. Uzun soluklu bir Laik-Cumhuriyetci platformun temelini atmali
    4. Kamuoyunu sürekli bilgilendirecek ve tepki verecek bir sekretarya aracılığı ile gündeme müdahale etmelidir.
    5. Türkiyede ki gösterilere ve tepkilere paralel olarak eylem takvimi çıkarmalı

    Daha geç kalmadan.

    Saygılarımla,

    Amsterdam

Yorum Yapın