" inandığı gibi yaşamayanlar, yaşamak istediği gibi inanırlar "
Bildiğimiz gibi, altmışlı yetmişli yıllarda ekonomik göç nedeniyle,
Dedelik-taliplik ilişkilerinde mesafeler oluştu. Onbeş-yirmi seneler öncesinden, Aleviler bir catı altında birleşmesi doğrultusunda dernekleşmeye gidildi. Ama şu önemli konuyu göz ardi ettik, o da; Alevilerin olmazsa olmazı olan yol süreği: ” Tarikat Erkânı’dir “.
Alevilikte en önemli şartlarından biridir, (bizim tarikat anlayışımızı, Sunnilerin tarikatıyla karıştırmamak gerekir). Alevi toplumu ikrarsiz olamaz, yani: musahiplik, kirvelik, mürşid, pir rehber Alevilikte esastir.
Dernekler: (bazı) tabela dernekçiliğinden öteye gidemedi sadece tanılmak, tanıtmak, birleşmek, kısmı önemsendi. Ve geldiğimiz nokta’da, tarih birşeylerin eksik gittiğini gösterdi bize. senede bir defa Cem düzenlemeyle “hz. Ali çizgisindeyiz” demenin yanlis olduğunu düşünüyorum.
Dernekleşmenin akabinde, tarikatı icra eden bir “bağımsız Dedeler Kurumu” (dini konularda basvurulacak yetkin merci, ) oluşmuş olsa idi, pervasızca kimi insanların bölünmelere sebebiyet yaratacak açıklamaları, değer bulmaz,
kaale alınmazdı.
Dedelik-Taliplik ilişkileri yeniden canlandırılmalıdır.
“inandığı gibi yaşamayanlar, yaşamak istediği gibi inanırlar “
Dini konuların adresi: Federasyonlar / dernekler olmamalı.!!
dernekler / federasyonlar: sosyal, kültürel, vb. faaliyetlerde başarılar elde etsinlerde, başka ihsan istemeyiz.
Hollandadaki Alevi Dedeler 2nci olağan genel kuruluna bende katıldım, Kurulda görüşlerini beyan eden, Seyid-i Saadet Evlad-ı Resuller ( Dedeler) bu “Ulu Yolu” en güzel biçimiyle ifade ettiler.
Bütün Dedelerin konuşmaların içeriği, ” aklın yolu birdir ” sözünün boşa söylenmediği ortaya çıkmıstır, çünkü doğru “tektir” Alevilikte kusur yoktur.
Hz. Ali buyururki; “kusur arayan göz marifet görmez”
Bence her insan, kendi düşünce yapısı, inancı gereği doğrultusunda: hangi yolda, hangi safta yer almaları konusunda, duruş sergilemelidir. Bir insan iki Sultanın yoluna, birden kulluk etmez, tek Sultanın yoluna,
kulluk eder. (o da kuşkusuz: Hakk-Muhammed-Ali’nin, nurlu yoludur)
Eger biz Aleviler; “bizler Hakk-Muhammed-Ali’in yolundayız, dostuna dost, düşmanına düşmanız diyorsak”, bir seçim yapmak zorunluluğumuz var. Saf tutmamız yeri belirliyelim. “bana ne” demenin ileride cocuklarımızın’da
bizlere “Alevilikten bana demesine” yol acar. vurdum duymazlığın sonucudur, yaşadığımız bu son gelişmeler. !!
“Zühd-ü riya ile olan ibadet, hatadır Hazreti Settara karşı
Böyle namaz ile olamaz ümmet, hiç kimse Ahmedi Muhtara karşı ” ( Harabi)
Edebli, erkânlı bir “Alevi toplumu” yaratacak olan bizleriz.
“Alevilik Islam dışıdır” diyen malum kişilerin, arkasından ahkâm kesenlerin: tv. kanallarda aynı karede görünmek, yanına yaklaşabilmek icin kırk takla attığını görüyorüz.
Peki, şunu sormadan edemem: Hz. Ali yoluna gönülden yaklaşmak için, ne gayret sarf ettik. ? ( sözüm: yoluna bağlı olana değil)
Hz. Ali buyururki; Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir.
Nemrud’un Hz.Ibrahimi ateşte yakma olayını hatırlıyalım:
Hz.Ibrahimi ateste yakmak istediklerini gören karinca ağzına bir damla su alıp, korkunç alevlere doğru koşmaya başlamış. O esnada bir başka karınca ise, onun bu telaşını görmüş ve yanına yanaşıp:
“Böyle koştura koştura nereye gidiyorsun?” diye sormuş. Ağzında bir damla su taşıyan karınca demiş ki:
“Duydum ki Nemrud, Hz. İbrahim’i yakmak için büyük bir ateş tutuşturmuş. İşte o ateşi söndürmek için koşuyorum.” Tabii bu cevabı işiten diğer karınca gülmüş ve arkadaşına: “Yahu o cehennemi andıran ateşe karşı senin bir damla suyun ne yapabilir ki?” deyince, su taşıyan karınca:
“Olsun! Hiç olmazsa dostluğum belli olsun! Tarafım belli olsun!” demiş. Tabii bu olayda kertenkele de kendisine bir görev üstlenmiş. O da Hz. İbrahim’in ateşini güya harlatmak için üflüyormuş. Bir arkadaş onun bu nefes
nefese üfürüşünü görünce söylemeden geçememiş: “Yahu ateş zaten harlamış, gürlemiş, dağlar gibi olmuş. Sen üfürsen ne olur üfürmesen ne olur?” Diğeri cevap vermiş:
“Olsun! Düşmanlığım belli olsun, safım belli olsun!”
aşkı- muhhabetimle,
Baki Pınar
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır


