EL…
Durak Arslan
Fransa Alevi Birlikleri Genel Baskani
Bu el kimin eli ?
Alevi toplumu olarak aramızda bir el dolaşıyor.
Aramızda dolaşan kıvrak, kanlı, kara, kıllı ve kirli bu el kimin eli ?
Kurumlarımız arasındaki dayanışmayı, kaynaşmayı ve yeni bir güce ulaşmayı engelleyerek, karşı karşıya getirmekte başarı arayan o kıvrak elden sözediyorum.
Alevi toplumu adına sahnede bulunan bazı temsilcileri, ekranlar üzerinden birbirine sataştıran, Alevi toplumunun kafasını karıştıran, aile içi sorunları ulu orta tartıştıran bu hünerli el kimin eli ?
Susuzluktan ölmek üzere olan bir insana ekmek uzatır gibi, varlık-yokluk mücadelesi veren Alevi toplumunu, « içinde mi-dışında mı » tartışmasına çekerek dağıtmak isteyen bu kıllı el kimin eli ?
Hevesli, heyecanlı, kompleksli, hırslı ve sansasyon zaaflı bireylerimizi de alet ederek, Alevileri sokağa dökmeye çalışan, iliklerine kadar kin, şiddetle, yobazlıkla, linç kültürüyle ve her türlü imkanla donatılmış bir Türkiye ortamında, herhangi bir mezhep çatışması durumunda savunmasız olan Alevilerin kökünün kazınmasının ortamını hazırlayan bu kanlı el kimin eli ?
Her seçimde, Alevilerin akıl ve beceri birliğini bir biçimde engelliyerek, Alevi toplumunun demoratik seçme ve seçilme hakkını bir kaç dudak arasına mahkum ederek, demokratik fırsatları bir hüsrana çeviren ak-ipek eldiven içine gizlenerek, karar mekanizmaları mıza kadar uzanan bu kara el kimin eli ?
Aleviler kendi inancıyla, felesefesiyle, dünyayı ve yaşamı algılama biçimiyle, önce kendi için varolması ve kendini çevreleyen koşulları etkilemesi gerekirken, insan merkezli mücadelelerde sınıfta kalmış çevrelere « Aleviler sizin için iyi bir tutkaldır, alan var mı » diyenlere ilham veren bu itici el, kimin eli ?
Uzun yıllardır, ağır bedeller ödeyerek bu topluma hizmet etmiş onlarca ve hatta yüzlerce ağır başlı insanları, kontrol altına girmiyor diye, hainlikle, çizgisizlikle, haddini bildirmekle? tehdit ederek, yıldırarak, dışlayarak kendilerini vazgeçilmez kılanlara güç veren, onları kendilerini dünyanın merkezine koydurup marjinalleştirerek, ayrı ayrı köşelere iten, Serçeşmemiz Hace Bektaşi Veli şenliklerini dahi, Aleviliğin köküne katık suyu dökmek isteyenlere teslim eden bu karanlık el kimin eli ?
Kurumlarımızın çatısını bozan, duvarlarını delen, işlevsiz kılarak, kurum yöneticilerini birbirine düşman eden, yolumuzun yaşatılması için önemsediğimiz araçları amacından saptırarak, kurumlar üstü yetkilerle donatan, esas kuruluşundanki amacından uzaklara doğru sürükleyen anlayışın tohumlarını içimize eken, bu sinsi el kimin eli ?
Alevi hareketinde, « yeniden yapılanma » ihtiyacı yıllardır tartışılırken, hatta en üst kurum toplantılarımızda kararlar alınırken, « yeniden yapılanma » çalışmalarına inanan, güvenen ve de katkı sunabilecek olanların saf dışı edilmesi için senaryolar öne süren hilekar el, kimin eli ?
İnancından, felsefesinden, insanlık için cazip olan taşıdığı evrensel değerinden ve dinamiklerinden koparmak için, Alevi geçliğini, kadınını, akademisyenini, inanç önderlerini, işverenlerini ve siyasetçilerini bir çatı altında buluşturmayı amaçlayan « yeniden yapılanma » projesini sulandırmak için, vijdanlarımıza kadar uzanmış olan, dinamiklerimizin herbirini ayrı yönlere savurma gayretiyle huzur kaçıran ve sahipsiz görünen bu el kimin eli ?
Emperyalistlerin mi.
Devlet içindeki güçlerin mi.
Benmerkezci bireylerin mi.
Yoksa cehaletin mi.
Bu el kimin eli ?
Strasbourg, 06.10.2008
d.arslan@wanadoo. fr
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır



15-10-2008, 19:00 tarihinde
Kendi Dogrularini Herkesin dogrusu sanan ve bunu böyle Kabul etmeyenleride,kendilerinden saymayanlar, baskalarinin ezme,yok etme,varligini gizleme,baska kimlikler bicme gibi ugraslarini bir kenara birakip kendi yol kardesinin zamanla yok olacak,yada herkesce benimsenecek, ayriliklariyla ugrasmayi seciyor.Yolumuzda olan hosgörüyü kendi yol kardesimizden baska herkese gösterip onun görüsúnü kabul ede biliyoruzda, kendi ayrilikci görüslerimizi topa tutuyoruz, Onuda birak nerdeyse girtlak girtlaga sarilacagiz,
Toplu yaptigimiz eglemlerde bile Ne söz hakki nede kendisi gibi olma hakki taniyoruz,Tavirlarina ve Sözlerine Engel koyup, Yetmis iki milleti bir nazarda görenleriz diye biliyoruz.
Yani Kazana kendi kendimizi cekmekte önek sergiliyoruz.
Kendi milletimizi kötülemeden,kendi dogrularimizla yola devam etme yetenegine ve bilgisine sahip degiliz,Kendimizi yüceltmek icin mutlaka birilerini kötúleme gelenegimiz haline gelmis.
Oysa ayriliklar olsada var olan hos gorü ve kültürümúz bizleri karsilikli saygi ve gerektiginde cani pahasina destege cagiriyor,
Biz temizligi ve hos görúyü kendisinden baslatanlardaniz.Bu sebeble öncelikle birbirimize tahammul etmeyi ve ortak cicarlarimizi birlikte koruyup Kollamayi ögrenmeliyiz.
Sert söylemlerin simdi ne yeri nede zamani,Kendini bu yola adamis her Can bunu böyle biliyor ve kabul edi yor.
Sunni kardeslerimizin 1400 yildir konusup tartisamadiklari konulari bizler henúz 20 yil bile olmadan Sóyle doyasiya bir gün yüzü bile górmeden en derin konulari konusur tartisir olduk.
Önce kim oldugumuzu,Nerdeyasadigimizi,Neyin mensublari oldugumuzu,Ne istedigimizi ve Nasil istedigimizi bir hep beraber omuz omuza vererek saglayalim,verilmeyen yok sayilan hakkimizi ve kimligimizi kazanalim, sonra sen ögle diyorsan ÿle biz böyle diyorsak bóyle yapalim yine kardeslik icinde.
Bu düsünce bunca yillik tercubelerime dayanarak diye bilirimki ortak dúsünce,geride kalanlar ise ya kirli elin sayibi yada destekleyicisi.
ögle ise yapilacak is öncelikle bu düsúnceyi kendi aramizda islemek,ortak paydamizi gúndeme getirmek,halk olarak biz bunu yaparsak yöneticilerde bunu boyle yapmak zorunda kalir yapmayaninsa elinin rengi belli olur.
Uzun ince bir yol ama biz böyle gelmisiz, Uzun bir yolunda yolcusu olarak gidecegiz.
saygilarimla.
17-10-2008, 17:56 tarihinde
Mutluyum,seviniyorum ama bir yandada üzülmüyor degilim niyemi?önce aslan beyin acıklaması ve gürkan beyin yorumuna sonsuz saygılarımı yolluyorum.ben tuncelini köyünde dünyaya geldim ve cocuklugumun deli kanlılıgımın cogunu orda ecdadımın ocagında gecirdim.rahatdım huzurluydum cünkü herkes birbirini tanıyor, kendi canı gibi kabulleniyor ve o şekilde ikrar bagıylan.komşuluk,tplumsal degerlerlen birbirlerine sarılıyorlardı.pirimiz HIZIR larda gelirdi müşküllerimiz cözerdi deişlerimiz okunurdu aşkı itikatle semahlarımız dönülürdü.sonra dedilr derneklerimiz kuruldu artık bizide tek nefeslen savunanlar olacaklar inanır mısınız babam kurban kesti,cok sevincliydik HÜNKARIMIZIN ismini taşıyan dernegimize gittik,umutluyduk,inanıyorduk.ama şimdi???evet şimdi çook üzülüyorum.o sevinç kursagımızda kaldı.kursagımızda bıraktırandan cook bırakan bizi sarstı.ne oluyor bize.öyle yazacagım cok şey varki.CANLAR,DOSTLAR,YARENLER,KARDAŞLAR
“BİZ BU DEGİLİZ.”.hayır kabul etmiyorum kim ne derse desin biz bu degiliz.