DOST MEKTUBU - 3
A.Y.Yıldırım
Amesterdam-Hollanda
Holanda Dedeler Divanı Genel Kurula gidiyor.
Zor bir dönemden geçtiğimiz malum. Ancak zor dönemlerde gerçek saflaşmalar olur.
Bu sürece katkısını olacağını, bilgilendirme ve hatırlatma işlevi göreceğini düşündüğüm alıntıları, kendi yorumumuda katarak bu kısa yazıyı burada yayına sürmenin faydalı olacağını düşünüyorum.
Pirlik ve Taliplik
“O zamandan bugüne kadar, şeriat, tarikat, marifet, hakikat pirlik ve secde Muhammed-Aliden kaldı. O sebebten, evladı Resul?den gayrisine pirlik etmek ve talip olmak caiz değildir.
Yediği, içtiği haramdır. Tarikat döneği, hakikat döneğidir. Ve hem irşadı ve biatı ve töbesi makbul değildir. Çünkü evladı Resulden biatı yoktur. Sermayesiz kalmıştır. Onun aslı asla yoktur. Ol kimse On İki İmam dergahından nasipsizdir.”
Pir olan neler bilmeli
“İmam Cefer Sadık Hazretleri buyurur ki: Pir olan kimseler kamil olalar. Dört kapı nedir bileler. Evvel şeriatı, ikinci tarikatı, üçüncü marifeti, dördüncü hakkikati bilmek gerekir ki; bunlar nereden geldi, neden hasıl oldu, aslı nedir, bunların edebi nedir, udu nedir, hayası nedir, erkanı nedir, töbesi nedir, farzı nedir, sünneti nedir, nafilesi nedir, işlemesi nedir bınları bile.
Ve, şeriat kaçtır, tarikat kaçtır, marifet kaçtır, hakikat kaçtır. Sonra şeriat ne ile tamam olur, marifet ne ile tamam olur, tarikat ne ile tamam olur, hakkikat ne ile tamam olur, bunları bilmek gerek. Bunlar nedir? Eğer bu dört erkanı böylece bilmezse ol pirin pirliği caiz değildir.?
“Bir pirin soyu tükense ol talipler her kime özü yatarsa andan el tuta ama nesl-i Resul olmak gerektir.”
Kaynak: İmam Cefer Buyrugu, Şah Kulu sultan Külliyesi M.A. Hilmi Dedebaba Araştırma Eğitim ve Kültür Vakfı yayınları.
Her bilgili kişinin pir olamayacağı, deneyimlerimizden ve yazılı ve sözlü kaynaklardan biliyoruz. Bizler bu kuralın bugüne kadar uygulandığına ve ona dedelerin-babaların sadık kalındığını biliyoruz.
Her hangi bir kimse örneğin bir araştırmacı ve meraklısı bu bilgileri kitaplardan okuyarak, ve sohbetlerden dinleyerek de edinilebilir. Ancak, bu bilgiler bir Mürşid-i Kamil insanla muhabbed ederek ve onun açıklamaları ve telkinleri, onunla girilen dialoğ ve açıklayıcı sohbetleri sayesinde içselleştirir ve kavrayarak olğunlaşır.
Dostlar, bilinen tarihi ve sosyal, politik ve ideolojik baskılardan dolayı, Yol ve Yolumuzun gelenekleri ve kuralları tahribata uğratılmış, unutturulmuş, ve bozdurulup yok edilmeye çalışılmıştır.
Eline, diline ve beline sahip olamayan kimselerin bırakalım Dede olması, Talip olmasına bile müsade edilmezken, günümüzde kendini Dede olarak tanıtıp, ne acıdır ki kendini pazarlayan onlarca şahsiyete rastlıyoruz.
Dostlar, dün de bugün de, bu yolda kendini bilen ile bilmeyenin, sözü ile özü bir olanla olmayanın, gerçek ile sahtenin, ham ile olgunun, yol ehlisi ile yoldüşkünün ayrıldığı günlerdir.
Bu Divanda layık olanlar bulunmalı.
Dedeler Divanı saygın ve iddialı bir addır.
Bu ada layık kalmak ve gereğini yapmak başta evladı Resul neslinden olanların boynunun borcudur.
Öz olalım, bir olalım, diri olalım ve iri olalım ki;
Hak Muhammed Ali Divanı’nda yüzümüz ak ola.
Hürmetlerimle.
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır



15-03-2008, 16:43 tarihinde
Bektaş-ı Veli`nin yolun bilmeyen
Gündüzü karanlık gece sayılır
Evlad-ı Âli`ye biat etmeyen
Zümresi münafık pice sayılır
Evlad-ı Mürsel`dir tutmazsa damen
Anlardan ıraktır din ile iman
Her kim Ali evlada ederse güman
Yüz bin emek çekse hiçe sayılır
Arşın yücesidir başının tacı
Ka`be`ye ulaşır zülfürün ucu
Ehl-i beyt katarı güruh-ı naci
Cümle güruhlardan yüce sayılır
Kul Himmet`im bu manaya erenler
Zamanında imanını bulanlar
Hazret-i Hünkâr`ı mürşit bilenler
Bir niyazı yüz bin hoca sayılır