PROF. Dr. İZZETTİN DOĞAN ile VİYANA SOHBETLERİ 2
Cem Vakfı Başkanı ve Vakıflar Federasyonu ‘Onursal Başkanı’ Prof. Dr. İzzettin Doğan ile sohbetlerimiz devam ediyor. Arkadaşlarımızdan biri söz alarak,
‘Hocam, Biliyorsunuz Sivas katliamında Aleviler büyük bir acı yaşadılar. Madımak katliamını sizin kınamadığız anlamında sözler duyuyoruz. Şevket Kazan dahil belli kesimler Davalara avukat olarak katılırken sizi duruşmalarda görmedik. Uluslararası Hukuk Profösörüsünüz. Ciddi bir etkiniz ve saygınlığınız var. Bu konuda ne diyeceksiniz’
Hoca buna itiraz ederek,
‘Bu konuda bilgileriniz maalesef eksik. Madımak Faciası gibi bir olayda kayıtsız kalmak mümkün mü’ Ancak benim katkılarım duruşmalara katılma biçiminde olmadı. Dönemin Adalet Bakanı Sayın Mehmet Seyfi Oktay’dı. Önerilerimi onunla paylaştım. Düşüncelerimi daha sonra ki Adalet Bakanı Sayın Mehmet Moğultay Beyefendi ile paylaştım. Onlara ve başka önemli siyasetçilere bu konuda müspet bir netice almaları konusunda destek sundum. Oldukça uzun sürer anlatılması.
Anlaşılıyor ki Hoca bu konuda bir takım girişimlerde bulunmuş ama çabaları medyada yeterince yer almadığı için kamuoyunun bir kısmı bundan habersiz. Hoca konuşmasını sürdürürken bu sefer başka bir arkadaş araya girerek bu konuda detayları öğrenme fırsatımızı kaçırmamıza sebep oluyor. Arkadaşımızın sorusu şöyle,
‘Hocam, Madımak Müze olsun fikri ilk olarak Viyana’dan çıktı. Bunu yüksek sesle söyleyenlerden biri de benim. Daha sonra başka arkadaşlar buna sahip çıktı ve gündeme taşıdılar. Ne dersiniz Madımak Müze olmalı mı’
Hoca yanıtlıyor.
‘Bu konuda bir çok seçenek var. Sizin söylediğniz de bu seçeneklerden biridir. Ancak benim fikrim başka. Sayın Moğultay yanıma geldi ve benden ‘Madımak’ı Müze yapma’ çalışmalarına destek istedi. Kendisine şöyle dedim. ‘Neden Müze olmasında ısrar ediyorsunuz. Başka seçenekler de var. Örneğin Madımak oteli devlet tarafından satın alınır ve yıkılıp çevre düzenlemesi yapılarak orada ‘Anıt’ yapılsa daha iyi olmaz mı’ Müze yapsanız bu bölgede gerilimlere sebep olabilir. Kendini bilmeyen biri kalkar müzeyen taş atabilir. Camlarını kırabilir. Bu da zaten hassas olan bölgede yeni provakasyonlara sebep olabilir. Bunun da kimseye yararı olmaz dedim. Sayın Moğultay, ‘Hocam öyle de olsa yapılacak eseri Aleviler olarak biz yapalım’ dedi. Ona da itiraz ettim. ‘Neden Aleviler yapsın’ dedim. ‘Burada devletin bir ayıbı var. Devletin ayıbını temizlemek de devlete düşer. Anıtı devlet yapmalı. Devlet yapınca eserine de sahip çıkar. Onu korur ve belli bir kesimin korumasından alarak devletin koruması altına sokar. Kimse de itiraz edemez. Sonra Anıt yapılacak olursa bunun etkileri daha geniş olur. Devlet kalkar Uluslararası düzeyde bir Anıt projesi yarışması açar. Dünyanın pek çok ülkesinden yüksek mimarların dikkatini Anıt projesinin üstüne çeker. Anıt yapılır. Üzerinde de Madımak’ya yaşamını kaybedenlerin isimleri yazılır ve geleceğe ciddi bir barış ve uzlaşı eseri bırakılr. Ancak Müze olunca etkisi sınırlı olur. İç barışa da katkı yapmaz. Tersini yaparsanız devletin ayıbını belli bir zümrenin gidermesine aracı olursunuz ki devlet ciddiyeti burada yara alır. Devletin kendi ayıbını kendisinin gidermesine yardımcı olmalısınız’.
Hoca, ‘Anıt proje’ fikri üzerinde daha geniş açıklamalarda bulundu.
Sohbetimiz Madımak katliamı etrafında bir süre daha devam ediyor. Sonra söz ‘Alevilik İslam dışı’ söylemlerine geliyor. Bir arkadaşımız,
?Hocam, ‘Alevilik İslam dışıdır’ söylemini bunlar niye durup dururken söylediler. Bu büyük yanlışlığın arkasında ne var’ Diye soruyor.
Bu soru ile tüm dikkatler Hoca’ya kilitleniyor. Ancak Hoca konuşmak yerine şöyle diyor. ‘Önce siz açıklayın, Sizce neden böyle dediler”
Masa etrafında bulunanlardan bir anda farklı görüşler çıkıyor.
‘Alevilik nasıl İslam dışı olur’
‘Alevilere hakarettir bu,
‘Bunlar Ebu Suud söylencesi,
‘Alevilik İslam dışı ise Peygamberimiz kim’ Kitabımız ne ‘,
‘Bindörtyüz yıldır kimse çıkmadı da en akıllısı bunlar mı’
‘Alevilere saygısızlık.
Hoca benim de görüşümü soruyor. Anlatıyorum.
‘Hocam Aleviler 1400 yıldır bu söyleme karşı direndiler. Böyle bir görüş elbette Alevi görüşü olamaz. Ancak kanaatimce bunun arkasında ABD lobileri var. Biliyorsunuz Fethullah Gülen 32 ülkede örgütlü. ABD onu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında parçalanmak istenen Ortadoğu’da, Suudi Arabistan üzerinde kurulacak olan Sünni Hilafet Devletinin başına Halife olarak getirmek istiyor. Alt yapısını ona göre hazırladı. Fethullah Gülen’e bağlı bu kadar okul ve Vakıf açılmasının nedeni onu İyilik Meleği rolüne büründürmektir. Bununla ABD bu bölgede hem kendi kontrolünde bir dinsel yapı oluşturacak, hem de kendilerine itiraz eden diğer bazı Sünni gurupları ‘Halife Fetvası’ verdirerek kontrol altında tutacak.
Ancak Ortadoğu’da kurulacak olan Sünni Halifeyi bazı güçler tanımayacaklar. Aleviler, Şiiler, Nusayriler vs. inancı gereği tanımayacaklar. Ayrıca Türkiye’de ki Aydınlar, samimi Sünni vatandaşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kemalistler ve bunların yanında başka güçler tanımayacaklar. Kabul etmeyecekler. Bu güçler biraraya gelerek örneğin Şii olduğu için İran, Azerbaycan gibi ülkelerle biraraya gelerek BOP projesine karşı cephe alabilirler. Bu durumda olabilecek muhalif örgütlenmeyi içinden parçalamak gerekir. ‘Alevilik İslam Dışıdır’ sözü Aleviler aracılığı ile telaffuz edildiği zaman Aleviler bir birine düşerler. Aralarında ortak mutabakat oluşmaz. Halbuki Türkiye dışında ki Alevileri de hesap edecek olursanız belki 35 ‘ 40 milyon Alevi var. Bat başka ülkeleri, daha başka projelerle içerden bölerken, Alevilere de bu söz söyletilerek Aleviler birbirine düşürüldü.
Prof. Dr. İzzettin Doğan beni dinledikten sonra şöyle dedi.
‘Evet bu söyledikleriniz tablonun bir boyutu. Ancak olay sizin anlattığınızdan daha da vahim. Aleviler bu söylemle sadece bir birine düşürülmüyor, ayrıca ileride çıkabilecek çatışmaların taraflarından biri olmaya itiliyor. Alevileri daha büyük bir tehlike bekliyor.
Masa da bulunanlardan biri bu yoruma itiraz ediyor.
‘Hocam nasıl olur’ Aleviler her zaman şiddeti red ederler. Hiç bir topluma, hiç bir etnik yapıya ve hiç bir inanca düşman değiller. İnancı gereği hoşgörülüler. Çatışmanın nasıl tarafı olabilirler’
Hoca devamla şöyle diyor.
‘Bakınız, ben Uluslar arası ilişkileri iyi bilen biriyim. Uzun yıllardan bu yana bu konularda Üniversite’lerde dersler veriyorum. Çatışmalar ve provakasyonlar bir anda ortaya çıkmaz. Önce onun alt yapısı hazırlanır. Ortadoğu’ya şöyle bir göz atın. Neredeyse bütün etnik guruplar bir birleri ile çatışma içindeler. Ancak farklı dinler arasında ki çatışmalar daha etkin. Örgütlenmeler bu bölgede sosyal talepler etrafında değil, etnik ve dinsel yapı üzerinden şekillendirilmiş. Bütün dinler ve mezhepler bir birleri ile çatışma içindeler. Hatta aynı mezhebe bağlı olan guruplar bile zaman zaman bir birleri ile çatışıyorlar. Filistin’e bakarsanız bu fotoğrafı daha net görürsünüz. Şimdi aynı dinden olanlar bile bir birleri ile çatışırken siz kalkıp ‘Alevilik İslam Dışıdır’ deyip İslam’ın dışı gösterirseniz o zaman karşınızda ki muhalifleriniz, rakipleriniz daha çok artar. Hem daha fazla kin duyarlar. ‘Bunlar İslam değiller, niye onlarla birlikte hareket edelim veya koruyalım” diyerek size baştan tavır alırlar. Ayrıca ‘Alevilik İslam dışıdır’ diyenler bilgisizliklerinin yanında bir de bu işi çok hoyratça dile getiriyorlar. Aklısıra İslamı red ederken onu gerekçelendiriyorlar ve İslam dininin büyüklerine karşı çok saygısız ifadeler kullanıyorlar. Örneğin ‘Ali katildir’ denildiği zaman Şii’lerin neler düşünebileceğini hesap etmeniz gerek. ‘Muhammed küçük yaşta kızları alıkoydu’ denildiği zaman Şii ve Sünnilerin kendileri hakkında neler düşünebileceğini hesap etmeleri gerek. Bundan dolayı da bu çok tehlikeli bir söylem. Bu söylem ile Alevileri bu coğrafyada hem yanlızlaştırıyorsunuz, hem de belli radikal hareketler karşısında hedef haline getiriyorsunuz. Bunlar hem Hacı Bektaş Veli’nin ‘72 Millete aynı nazarla bakarız’ sözünü söylüyorlar, hem de başka milletleri kınayan, başka değerleri yaralayan söylemlerde bulunuyorlar.
Masa etrafında bulunanların çoğu bu yorumları ilk defa duydukları için biraz şaşkınlık içindeler. İçlerinden bir atılarak, ‘Hocam biz İslam dışı değil, İslamın özü’yüz. Bu söylemler Alevi inancına aykırı ‘ diyor.
Hoca devamla,
‘Bunu söyleyenler hangi teolojik bilgiye sahipler ki böyle konuşuyorlar’ Hangi Uluslar arası analize dayanarak konuşuyorlar. 1000 yıldan fazla bir süreyi en azından yakınen biliyoruz. Hangi Alevi Ulu’su böyle söylemde bulundu’ Bırakın Alevi araştırmacılarını, hangi Uluslararası araştırmacı veya tarihçi böyle bir kanıya vardı’ Sadece batı teologları değil, doğuya da bakın. Orta Asya’dan, Hindistan ve Çin’e kadar bu bölgelerden binlerce ciddi araştırmacı ve teolog çıktı. Hangi birisi böyle bir kanıya vardı’ Hangi Uluslararası araştırma da böyle bir rapor gördünüz. Bunlar Alevi toplumunu aptal mı zannediyorlar’ Bu iş
Bu kadar kolay mı’ Ortaya bir laf atacaksınız ve millet te sizi dinleyecek ve onaylıyacak. Alevilerin bu kadar ünlü Ozanı var, Dede’si var. Hangi birisi böyle bir şey dedi de itibar edilecek.
Arkadaşlarımızdan birisi,
‘Hocam öyle olsa Cem’ler de biz ne söyliyeceğiz’ Hangi deyişte, düvazda, dua da Hakk Muhammed Ali ismi yok ki’ Diyor.
Hoca arkadaşımızı onaylayarak,
‘Elbette. Haklısınız. Alevi İslam inancı böyledir. Ayrıca biz İslamı bir korku veya dayatmayla değil, severek, inanarak benimsemişiz. Onu sevgi ile beslemişiz. Yunus’un dediği gibi ‘Severim yaratılanı, Yaradan’dan ötürü’ diyerek bağrımıza basmışız.
Masa da bulunanların hepsi bu sözleri onaylıyorlar. Arada bir ‘Haklısınız. Ağzınıza sağlık. Allah size uzun ömürler versin, başımızdan eksik etmesin’ gibi sözler kulağıma geliyor.
Hoca devamla,
‘Bakınız, Alevi Erenleri Anadolu’ya geldiklerinde bu bölge genellikle Hristiyan’dı. Şimdi ise Müslüman. Şimdiye kadar hiç bir tarihçi, araştırmacı ve teolog ‘Anadolu’da Müslümanlar, Hristiyanları katlettiler’ diye bir iddia da bulunmadı. Gerçek şu ki, bu bölge de yaşayan Hristiyanlar ne katledildiler, ne de başka bölgelere sürüldüler. Peki bunlara ne oldu o zaman’ Bilinmelidir ki bu insanlar Aleviliğin sıcak ve insanı kucaklayan güzel deyimleri sonucu İslam oldular. Bu inanç değişimi tamamen gönüllülük temelinde oldu. Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlâna gibi Alevi Ulu’larının sevgi dolu söz ve icraatları bu insanları kendine çekti. Onları kendinden biri haline getirdi. Bunu da merkezinde Ehli Beyt, Hz. Muhammed, Hz. Ali bulunan İslam anlayışı ile yaptılar. ‘Alevilik İslam Dışıdır’ diyen arkadaşlar nereye oturtacaklar bu Anadolu Eren’lerinin yerini’ Öyle Hacı Bektaş Veli isminin arkasına sığınarak böyle sözler söylenmez. Önce Hacı Bektaş Veli öğrenilir ve bilinir, sonra da görüşleri savunulur.
(devam edecek)
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır




17-06-2008, 14:30 tarihinde
SEVGİLİ CANLAR, İZZETTİN HOCA’NIN DÜNKÜ VATAN GAZETESİNDE; FETULLAH HOCAYI ÖVMESİNİ ONA; ”İSLAM FİLOZOFU” V.S.V.S. DEMESİNİ NASIL YORUMLUYORSUNUZ? DOĞRUSU BEN ÇOK ŞAŞIRDIM. NELER OLUYOR? HOLLANDA HOCA’YA PEK İYİ GELMEDİ GALİBA! HOLLANDALILAR HOCA’YA NE YAPTINIZ Kİ HOLLANDA DÖNÜŞÜ HOCA BÖYLE KONUŞMAYA BAŞLADI.?SELAMLARIMLA…CEMAL ŞENER
18-06-2008, 10:03 tarihinde
Cemal dost,
Dosgrusu İzzetin Hocanın Fetullah Gülen değrlendirmesini bende yadırgadım. Hoca hakkındaki bilgilerden bi haber yada çok iyi niyetli.
Ellebtte biz Aleviler kimseye kin gütmeyiz. Fetullah Hoca şayet t.C. vatandaşı ise, yargı önüne çıkar ve kendini savunur. Nazım Hikmet vatan haini olmakla suçlandı. Nazım Hikmet ülkesini sevdi. Cumhuriyeti benimsedi.
İnsanın insana kulluğunu retetti. Sosyalizmi istedi. Emperyalizmi yerdi. Hiroşima için gözyaşı döktü. Benzetme talihsiz bir açıklama.
İzzettin Hoca Hollandaya değil İsviçreye geldi.
18-06-2008, 12:17 tarihinde
hocaefendi, malum bir zat-i muhterem icin de “iyi cocuktur” demisti.
“hoca”dir ne yapsa yeridir… yarin, belki yarindan da yakin “döner”!
ask-i niyazla
11-07-2008, 18:54 tarihinde
lütfen gerçekleri görelim burada kesinlikle bir iyi niyet yoktur asimile etmek istenen uzun bir derya ALEVİLİK vardır… dün madımakta , çorumda, sivasta ,gazide bizleri katledenlere yardaklık yataklık yapmak vardır…