1. Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı ve düşündürdükleri (Turap Tercan)
Avrupa Alevi Dedeler kurultayı zorlu bir çabadan ve bu kurultayın yapılmaması yönünde uygulanan baskı ve karalamalara karşı, Avrupa’nın bir çok ülkesinden, Türkiye’den ve Bulgaristan’dan gelen Dedelerin katılımıyla güçlü bir şekilde gerçekleştirildi. Kurultay ve sonuçları Alevi kamuoyunda uzun süre tartışılacaktır.
Çünkü bu kurultayla birlikte bugüne kadar tartışılmayan bir çok konu Alevi toplumunun gündemine oturacaktır.
Tek bir gündem maddesi ile bir araya gelmiş olan 1.Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı bu gündem maddesine ilişkin, Alevilik tarihi ile çelişmeyen, geçmişten bugüne Alevileri bir arada tutan ortak değerlerin kısa ve özlü bir tanımlamasını yaptı. Kurultayda yapılmış olan bu tanımlama Aleviliği başka mecralara çekmek isteyenlere somut bir cevap niteliği taşımaktadır.
1. Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı bu gündem maddesi ile kalmamış, Alevi örgütlenmesinin bugününü ve yarınını sorgulayacak, bununla birlikte ileriye dönük perspektifler sunacak bir sürecide başlatmış oldu.
Bu konuyu açacak olursak;
1. Alevi örgütlenmeleri bir inanç örgütlenmesi mi yoksa sivil toplum örgütlenmesimidir?
2. Aleviler dernek ve federasyon gibi siyasi yapılar içersindemi örgütlenmeli yoksa bir inanç toplumu olarak cemevleri temelinde mi örgütlenmeli?
3. Alevi inancı var olan örgütlenmeler içersinde laik bir yapıya sahip midir?
4. Alevi örgütlenmelerinin siyasi boyutu nerede başlar nerede biter?
5. Dedeler kurultayı ve Şurası laik Alevilik anlayışının yaratılması dogrultusunda atılan bir adım mıdır?
Evet 1. Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı bu soruların kaçınılmaz olarak tartışmasını başlatmıştır.
1. Alevi örgütlenmeleri bir inanç örgütlenmesi mi yoksa sivil toplum örgütlenmesimidir?
Bir inanç topluluğu olan Anadolu Aleviliği cumhuriyet dönemine kadar, kendisini dergahlar da, tekkeler de ve kırsal alanda ocaklara bağlı olarak ifadet etti. Bu hiyarerşik yapı cumhuriyet döneminde çıkartılmış olan “tekke ve zaviler kanunu” ile birlikte ortadan kaldırılmış oldu. Aleviler böylelikle Osmanlı dönemini aratmayacak bir baskıcı döneme girmiş oldu.
Aleviler cumhuriyet döneminde uzunca bir süre ibadetlerini gizli olarak yapmak durumunda kaldı. Kent Alevileri kendi inanç ve kültürlerinden ciddi şekilde uzaklaştı. Özellikle kendi inanç ve kültürlerini serbestçe yaşama olanağı olmayan kent Alevileri başka ideoloji ve dünya görüşlerine angaje oldular, bu örgütlenmeler içersinde kendilerini ifade etmeye çalıştılar.
Dünya sosyalist blokunun çökmesi ile birlikte, dünyada baş gösteren alt kimliklere yönelişten doğal olarak Anadolu Alevileride etkilenmiş oldu. Aleviler 90′lı yıllardan itibaren ilk defa “Alevi” ismi etrafında örgütlenip kendilerini ifade etmeye başladılar. Bu örgütlenmeler dinsellikten çok, Alevilerin demokratik istemlerini dile getiren siyasi modeller üzerine otutturulmuş (dernekler, federasyonlar gibi..) örgütlenmeler oldu.
Anadolu Alevilerin toplumsal yapılanması ile uyum içersinde olmayan bu örgütlenmeler, dinsel bir yapılanmalar olmaktan ziyade, siyasi içeriği ağır basan “sivil toplum” örgütlenmeleri biçiminde faaliyet yürütmüştür. Bu örgütlenmeler Aleviliği sadece kültürel boyutta ele almış ve bu yönde yapılan faaliyetlerle Alevilik “folklorik” bir biçime sokulmuştur. Dünyanın başka hiç bir tarafında görülmedik bir biçimde inancın içi boşaltılmış, ibadet dernek faaliyeti boyutuna indirgenmiştir.
2. Aleviler dernek ve federasyon gibi siyasi yapılar içersindemi örgütlenmeli yoksa bir inanç toplumu olarak cemevleri temelinde mi örgütlenmeli?
Alevilik isminden de anlaşılacağı gibi bir inancın adı’dır. Doğal olarakta bu inancı taşıyan Alevilerde inançlarını bu inanca uygun yapılanmalar içersinde yaşamalıdırlar. Bunlar cemevler, dergahlar, tekkeler biçiminde yapılanmalar olmalıdır. Bir zorunluluktan ortaya çıkmış olan dernek ve federasyon tipi örgütlenmeler, Alevelerin kimlik mücadelesinde önemli bir işlevi yerine getirmişlerdir. Bu misyonlarını kimlik mücadelesi boyutunda sürdürebilirler ama bu örgütlenmelerin asıl ana amacı bu “özgürlük” mücadelesinde Alevi kurumlarının oluşumuna katkı sağlamak olmalıdır. Dernekler ve federasyonlar biçiminde örgütlenmeler Alevilerin siyasi, sosyal ve kültürel faaliyetlerini yapacakları örgütlenmeler olarak kalmalı ama asıl Aleviliğin yaşayabileceği kurumlar olan cemevlerinin amacına uygun bir şekilde kurulmalarına yardımcı olacak örgütlenmeler olarak görülmelidir.
3. Alevi inancı var olan örgütlenmeler içersinde laik bir yapıya sahipmidir?
Türkiye’de laikliğe en çok vurgu yapan toplum Aleviler olmasına rağmen var olan Alevi örgütlenmeleri içersinde Alevi inancının laik bir ortamda varlığını sürdürdüğü söylenemez. Var olan örgütlenmeler dinsel ve ona göre biçimlenmiş örgütlenmeler olmadığı için, bu örgütlenmelerde dinselllikle siyaset adeta iç içe geçmiştir. Örgütlenmeleri elinde bulunduran kesimler Alevi inancına istediği gibi her türlü müdehaleyi yapmaktadır. Bununda ötesinde Alevi örgütlenmesini elinde bulunduran bazı kesimler daha da ileriye giderek, Aleviliği kendi dünya görüşlerine göre biçimlendirme gayreti içersine girmişlerdir.
1. Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı bu anlamda laik bir Aleviliğin ortaya konulmasında önemli bir adım olmuştur. Yapılan kurultay amaca uygun bir örgütlenme yapısını ortaya koymakla birlikte, dinin siyasetten arındırılmasınında ilk ve cesur bir adımı olmuştur. Bu girişim herkesi yerli yerine ututturacaktır. Alevi toplumu içersinde siyasetle uğraşan siyasetle uğraşacak, dinle uğraşan dinle uğraşacak. Yani “Erbakan” vari Alevi tiplemelerinin devri bir süre sonra kapanmış olacaktır.
4. Alevi örgütlenmelerinin siyasi boyutu nerede başlar nerede biter?
Biray olarak Alevilerin belli bir siyasi düşüncesinin olması kadar doğal birsey olamaz. Hatta Alevi örgütlenmelerininde belli bir siyasi persfektifi olmak zorundadır. Alevilerin ve alevi örgütlenmelerin dünya ve ülkesel sorunlara söylemesi gereken çok şey olmalıdır. Ama bu konuda özellikle “örgüt” boyutunda var olması gereken siyasallığın ruhu Alevilik ve Alevi toplumunu çıkarlarını gözeten bir biçimde olmalıdır. Yoksa bu siyasetin amacı başka dünya görüşlerine angaja olmak olmamalıdır. Laiklik, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri bağlamında Alevilerin ve Alevi örgütlenmelerinin söylemesi gereken çok şeyi olması gerek.
Alevi siyasallığının bu biçimine bir itiraz söz konusu değildir. Bu alanda yapılan itiraz, bir takım çevrelerin Aleviliği özünden ve kendi gerçekliğinden kopararak, kendi dünya görüşlerine göre biçimlendirme çalışmalarıdır. Son zamanlar geliştirilmeye çalışılan “alevilik İslam dışıdır”, “alevilik ayrı bir dindir”, “alevilik zerdüşlüktür” biçiminde söylemler özünde siyasi söylemler olup, Alevi toplumunun toplumsal belleğini domura uğratan, Alevi bilincini körelten, bir takım siyasi çevrelere hizmet eden yaklaşımlardır.
Anadolu Alevileri çok çeşitli bir etnik yapıya sahiptir. Bunun yanında Alevi toplumu içersinde çok farklı sosyal konumlar söz konusudur. Alevi toplumu artık eskisi gibi köylüğü oluşturmuyor. Bugün alevi burjuvası ve işcisi söz konusudur. Ve doğal olarakta bu faklı konumlarında değişik siyasi tercihleri söz konusudur. Geliştirilecek söylemler bu faklılıkları hesaba katan, ayrışmaları derinleştiren söylemler değil birleştiren olmalıdır.
Alevilik belli bir sosyal zümrenin veya belli bir etnik kimliğin dini inancı değildir, olamazda. Alevilik kendisine Aleviyim diyen Kürdün’de, Türkün’de, Arnavutun’da, işçininde, işvereninde dini inancı ve kültürüdür. Bu konuda bir sınıflandırma olamaz, olmamalıdır.
Tarihler boyu Anadolu Alevilerini ayakta tutan, birlik ve beraberliğinin temeli Alevi inancı olmuştur. Bu alanda yapılacak her türlü yapay çabalar ancak Alevilerin parçalanmasına hizmet edebilir. Alevilerin üst kimliği Alevi İnancıdır!
5. Dedeler kurultayı ve Şurası laik Alevilik anlayışının yaratılması dogrultusunda atılan bir adım mıdır?
1. Avrupa Alevi Dedeler Kurultayı Alevi örgütlenmesinde “dinle-siyaseti” bir birinden ayrılmasına hizmet eden bir adım olmuşur. Alevi örgütlenmeleri dini alanda yapılacak çalışmaları ve bu alanda söylenmesi gerekenleri artık bu alanda yekin olan kimselere, yani Dedelere bırakmalıdır. Dernekler dini kurumların oluşumuna katkı sağlamalıdır. Dedelerde dernek faaliyetlerinin dışında kalmalıdır. Yani dinin siyasete, siyasetin dine müdehalesi ortadan kaldırılmalıdır.
turaptercan@yahoo.com
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır


