ATA’DAN CAN DUNDAR’A CEVAP!!!

Utandım çocuk,
Beni anlatan bir film yapmışsın çocuk. Kızgınım, utanç içindeyim. Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafadan da utanmış değilim. Başaramamışım. Bundandır utancım. Komutam altında bu vatan için kanını akıtan mehmetlerden utandım. Özgürlük demiştim çocuk, benim karakterimdir. İlim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk? Nerede benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler? Anlatmadılar mı sana? Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu? Ah be çocuğum. Neden, nasıl düşman ettiler seni bana? Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli iyi bir insansın. Çalışkansın, zekisin. Hacıları, hocaları anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını aldım ellerinden. Kara cüppeleri ile çöktükleri milletin ümüğünden çekip aldım hepsini. Sevmeyecekler beni elbette çocuk. Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya çocuk sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu bir bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu bunca konuşmamda. Yazık olmuş be çocuk. Onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı çocuk, ne o gencecik bedenlere, ne gözü yaşlı annelere. Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan derlerse, bu nesiller miydi ölü evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?

Olmadı be çocuk olmadı.


» Yorum Yapın

Cemevlerine ibadethane yolu

Başbakan Erdoğan, Alevi projesi için çalışma başlatarak, cemevlerinin ibadethane olması, özel bütçe ayrılması gibi konuları tekrar görüşmeye açtı. Erdoğan, Alevi mitingi öncesi bu konuda Devlet Bakanı Yazıcıoğlu ve AKP milletvekili Çamuroğlu ile görüştü.

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Alevi açılımıyla ilgili projeyi yerel seçim öncesinde sürpriz bir adımla raftan indirdi. İlk aşamada cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanması ve özel bütçe ayrılması planlanıyor.

Alevi-Bektaşi Federasyonu’nun hafta sonu Ankara’daki mitinge hazırlandığı günlerde Erdoğan’ın da yeni bir çalışma başlattığı ortaya çıktı. Erdoğan, miting öncesi yeni bir formül geliştirmek amacıyla Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu ve AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu’yla görüşmeler yaptı. Yazıcıoğlu’yla da görüşen Çamuroğlu, cemevlerinin ibadethane yapılması ve buralara bütçe ayrılmasına dönük yöntemleri anlattı. Bu görüşmelerde, cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanmasında karar kılınırken, nasıl bir formülle bütçe ayrılacağı ve uygulamanın nasıl yapılacağına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde böyle bir yapılanmanın olanaklı görünmediğini belirten Çamuroğlu’na, Erdoğan ve Yazıcıoğlu da hak verdi.

Bakanlıkta olacak

Gelinen aşamada, Diyanet veya buna paralel bir yapı yerine, tamamen ayrı bir yapılanma getirilmesi görüşü ağırlık kazandı. Cemevlerine aktarılacak bütçenin, “inanç kültürlerinin desteklenmesi” çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilebileceği belirtildi. İktidar yetkilileri, Anayasa değişikliği gerektiren veya henüz AKP içinde uzlaşma sağlanamayan “zorunlu din dersinin kaldırılması” gibi daha zor girişimler yerine, öncelikle yasa değişikliğiyle atılabilecek adımların hayata geçirilmesine karar verdi. Bu çerçevede camilerde olduğu gibi cemevlerinin de elektrik, su giderleri karşılanacak. Cemevlerinde görev yapan dede, zakir ve hademelerin maaşlarının bütçeden ödenmesi de değerlendiriliyor.

Tarikatlar meselesi

Erdoğan ile Yazıcıoğlu, özellikle tekke, zaviye ve türbeleri kapatan yasaya aykırı düşmeyecek formüller geliştirmeye çalışıyor. Hükümet, Alevi kesimin temel taleplerini karşılayacak düzenlemede hassas bir denge kurmanın sıkıntısını yaşıyor. Üzerinde çalışılan formülde, bazı tarikat ve cemaatlerin cemevlerine getirilecek hakları örnek göstererek talepte bulunmalarını engelleyecek bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor.

Çamuroğlu dönüyor mu?

22 Temmuz seçiminden sonra Bilkent Otel’de Alevilerin iftarına katılarak “açılım” mesajı veren Erdoğan, Alevi yazar, İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu’nu da danışmanlık görevine getirdi. Çamuroğlu, bu adımların kesintiye uğraması üzerine danışmanlıktan istifa etti. Ancak Erdoğan, Çamuroğlu’nun istifasını işleme koymayıp, makam odasını da boşalttırmadı. Son gelişme, Çamuroğlu’nun danışmanlığa “fiilen döndüğü” şeklinde yorumlandı.

Çözüme çok yakınız

REHA Çamuroğlu, dün TBMM Genel Kurulu’nda şunları söyledi: “Bu sorunlar hassasiyet ve gözyaşı içerir. Birbirimize yaşattığımız, zaman zaman ülkemiz siyasetinin, hatta uluslararası siyasetin hepimize yaşattığı derin acıların açtığı derin izleri taşır. Siyasette tribünlere oynamak bazen siyasetçiye haz verebilir. Oysa parlayıcı olduğu defalarca göstermiş konularda şuur sahibi olarak tribünlere oynamak değil de çözüme yönelmek gerekir. Sorun ortada ve çözüme de çok yakın olduğumuzu hissediyorum.”

13 Kasım 2008 Hürriyet Bülent SARIOĞLU - Şehriban OĞHAN


» Yorum Yapın

Obama’sız Türk zenciler: Aleviler

 

Alevileri ve sorunlarını ele aldı.
İşte Birand’ın Posta gazetesinde yazdığı köşe yazısı

Türk toplumunda, gereken ilgiyi görmeyen, çok önemli bir konumda bulunmalarına rağmen beklentileri karşılanamayan kesimlerden biri de alevilerdir. Devlet bugüne kadar beklentileri karşılamadı. Neden acaba’ Sünni Devlet, Alevileri kendine tehdit olarak mı görüyor’

Türkiye’nin ‘zencileri’ kimlerdir’

Bilmeyenler için anlatayım.

‘Zenci’ deyimi, ezilen , hor görülen, istekleri ve beklentileri görmezden gelinen kesimler veya kişiler için kullanılır.

Türkiye’de kendilerini zenci gören birkaç kesim vardır. Kürtler, Aleviler ve dincilerin bir bölümü bu kategoriye girdiklerine inanırlar.

Dini beklentileri açısından ‘zenci’ muamelesi görenler Obama olarak Tayyip Erdoğan’ı görürler. Ancak, iktidar olduktan sonra, artık zencilikleri kalmadı. Maşallah, türbanla Üniversitelere ve resmi dairelere girememeleri dışında, beklentilerinin büyük bölümünü elde ettiler. Bırakın zenciliği, Beyaz Türkler statüsüne geçtikleri gibi, Obama Erdoğan’da artık Bush’laştı, yani eskiden mücadele ettiği Devletin yanına geçti. Devletin sesi oldu? Hedeflerine siyasi yoldan ulaştılar.

Kürtlerin bir bölümüne göre de, onların haklarına PKK sahip çıkıyor. PKK da ne yazık ki, terörü kullanıyor, masum insanları öldürüyor.

Geriye, Aleviler kalıyor.

Türkiye’de, KONDA’nın araştırmasına göre, yaklaşık 6-7 milyon Alevi var. Rüzgarın yönü, devletin Alevi toplumunu bazen bağrına basmasına neden olur. Dinci akımlar köpürdüğü zaman, laik Türkiye’nin sigortası olarak nitelenirler.

Ancak, genelde kesin bir ayrımcılık vardır.

Devletin ağırlığı Sünni’lerin elindedir ve Sünni’ler Alevileri hiç sevmezler. Müslüman olmadıklarını ileri sürerler. Hatta, küçültücü yakıştırmalar yaparlar. Aleviliği bir nevi, İslam dışı cemaat gibi görürler. Fırsat bulduklarında, Madımak’taki, Çorum’daki, Kahramanmaraş’taki gibi kıyıma uğramalarına dahi göz yumarlar. Sünni Devlet, Alevileri General yapmaz. Vali derecesine dahi çıkartmaz. Üstelik, diyanet vasıtasıyla zorla Sünnileştirme politikası izler.

Aleviler uzun yıllar bu baskıya boyun eğdiler.

‘Zenci’liklerini kabul ettiler. 1980′den itibaren ise, haklarını arayan bir tutum takındılar.

Haklarını ararken de hiçbir zaman başkaldırıya , şiddete yönelmediler.

Her zaman barışçı şekilde hareket ettiler.

Ne araba yaktılar, ne dükkan taşladılar, ne de kepenk kapattılar.

Bildiriler yayınladılar?Demeçler verdiler. İktidarlardan defalarca tutulmayan sözler aldılar, ancak yine de sokaklara dökülmediler.

İşte artık bu durum değişiyor.

Aleviler de ilk defa alana indiler. Bundan sonra, isteklerini daha yüksek sesle duyurmak isteyecekleri ortada.

AKP garip bir havada.

Başbakan bu yılın ocak ayında, herkesi şaşırttı. Son derece olumlu bir adım attı. Alevilerin bazı beklentilerini karşılamaya hazır olduğu izlenimini verdi.

Sonra, ya vazgeçti veya unuttu.

İktidar ve devlet, artık Alevileri eskisi gibi itip kakmıyor, ancak bu kesimin beklentilerine de sırt çeviriyor. Çok hata ediyorlar. Zira, Aleviler bu Devletin gerçek sigortasıdırlar. Sabırlarını taşırmadan, ellerine taş-sopa almalarını beklemeden onlara sahip çıkmalıyız.

NE İSTİYORLAR’

Alevilerin tek sorunu kendi aralarında ortak bir sesle konuşmamalarıdır. Sol-sağ bölünmesi onları önemli ölçüde zayıflatıyor. Tek sesle ve tek vücut ortaya çıkabilseler, çok daha etkili olabilecekler.

İstekleri ve beklentileri gruplara göre değişiyor. Liste çok uzun, ancak en temel taleplerini şöyle sıralayabiliriz:

Eşit muamele görmek:

Bundan daha doğal bir istek olamaz. Onlar da, her Türk vatandaşı gibi, General-Vali dahil, devletin her kademesinde rol almak, kabul görmek istiyorlar.

Zorunlu din derslerinin kaldırılması:

Bu da karşılanabilecek, hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı uygulandığı taktirde, yerine getirilebilinecek bir istek. Alevi çocuğa zorla, inanmadığı Sünnilik öğretiliyor. Aleviler de, bunun zorunlu değil, seçmeli olmasını arzuluyor. Haklılar.

Diyanet’in kapatılması:

En zor, hatta karşılanması imkansız bir talep. Bunun yerine diyanet’in Alevileri kucaklaması için mücadele etseler çok daha etkili olurlar.

Cem evlerine yardım:

Alevilerden alınan vergilerle bu devlet, diyanet aracılığıyla Sünniliği yayıyor. Aleviler de haklı olarak tepki gösteriyorlar. Hiç değilse, vergilerinin kendi evlerine harcanmasını ve bu evlere yasal statü tanınmasını istiyorlar.

Alevi Toplum örgütlerinin tanınması:

Devlet Alevileri tanımadığı gibi, örgütlerini de muhatap kabul etmiyor. Bazılarıyla görüşüyor, devletten yana tutum almayanlar dışlanıyor. Dergahların yönetimleri de Alevi örgütlere bırakılmıyor.

Madımak otelinin müzeleştirilmesi:

Sivas’taki Madımak otelinde canlı canlı 37 Aydının yakılması, tarihin en kanlı ve acı bir olayıdır. Eğer Türk devleti ve özellikle bugünkü iktidar, geçmişiyle barışmak istiyorsa, Alevilerin bu en haklı beklentisini karşılar. Yüz karası bir olaydaki kanlı elleri temizler.

Özetle, Alevileri tatmin edici adımlar atmak bu devletin ve iktidarın sorumluluğudur.
Haber: Posta


» Yorum Yapın

Dönekler dönmeyenleri ezerken

Mine G. Kırıkkanat
Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo. fr
 Dönekler dönmeyenleri ezerken…

Aleviler Ankara?ya yürüdü. Sıhhiye Meydanı?nı dolduran yüz bin Alevi, alana giremeyen on binlerce ?can? eşliğindeydi.

?Alevi Bektaşi Federasyonu önderliğinde, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, Diyanet İşleri?nin kapatılmasını ve Madımak?ın müze olmasını talep ettiler? diye yazdı gazeteler, gösterdi televizyonlar.

1980?den beri, Alevi çocuklara Sünnilik zorla öğretiliyor bu devletin okullarında. Ermeni, Rum ve Yahudi öğrenciler bir süre önce sıyırdı yakayı bu insan hakları ihlalinden, Aleviler ?bizdensiniz?e kurban gitti, cebren Sünni Diyanet İşleri?nin baskısı altında tutuluyorlar.

Sivas?taki uğursuz katliam mekânı Madımak Oteli?nde, bırakın Alevilerden bir özür, ölenlere saygı makamında müze yapılmak, katliam yangınını övercesine ?kebapçı? açıldı!

Zaten Türkiye?deki tarih, insanlık ve ahlak yozlaşmasının ayıplı hukuku da Madımak katliamının ?bulunamayan? sanıklarını zaman aşımından kurtarmaya hazırlanıyor!

Aleviler, bin yıldır yaşadıkları (ve zaten fethettikleri) bu topraklarda, kul değil yurttaş oldukları için mi, yoksa Atatürkçü ve laik oldukları için mi ?parya? muamelesi görüyor?

***

Alevilik, Türkçe dilini ve Şaman geleneğini yadsımadan İslamiyeti kabul eden Türklerdir. Başka bir deyişle, bunca yıldır cahil mi cahil, dolayısıyla güdük ırkçı, çapsız faşist, ayrımcı, kadın düşmanı gericilerin ve dincilerin elbette ki yanlış yerde aradıkları gerçek Türk İslam sentezi, Aleviliktir.

Aleviler, İslamiyet?e Türklüğünü vermeyen, İslamiyet?i Türkleştiren ve zaten Türkçeleştiren, geldiği geleneklerle vardığı görenekleri birleştirip köklerinden kopmadan devinime uğrayan Anadolu fatihleridir!

Aleviler, Türk kimliğini ve dilini, İslamiyet köprüsünden ?Araplaştırmadan? geçirmeyi başaran toplumdur.

Anadolu?nun Türk boyları denilen göçerler tarafından fethi, tarihte uzun bir zaman dilimine yayılır. Selçuklu?dan Osmanlı egemenliğinin ortalarına kadar, Anadolu?da pek çok dinden önemli nüfus toplulukları vardır ve Yavuz Selim?e kadar fethedilen topraklardaki Türk tebaa, büyük ölçüde Alevi Türkmenlerdir.

Öğrenmeyen çok, gizleyen resmi tarih, ama bilen de var ve ilk söyleyen ben değilim: Osmanlı devletinin resmi dini, Hicaz?ın fethine kadar Alevi Bektaşilik?ti. Osmanlı İmparatorluğu?nun askeri gücü yeniçeri ordusunun Bektaşi Ocağı olması, herhalde rastlantı değildir!

Yavuz Selim, kendi saltanatından çok Tebriz?de Batıni Türklerinin kurduğu Safavi devleti ve bugün Alevilerin yedi ulusundan biri sayılan Şah İsmail?e karşı kazandığı Çaldıran Savaşı?ndan öteye, Anadolu?da Alevi kıyımı başlatmış ve bu kıyımın gerek artçı katliamları, gerekse kültürel baskısı bugün de sürmektedir.

Alevi kıyımı, öylesine hunhar ve uzun bir tarih sürecine yayılmıştır ki, bugünün terminolojisindeki karşılığı ?soykırım? olmalıdır.

Yavuz Selim, soykırım sürerken Osmanlı?nın Alevi Bektaşiliği olan devlet dinini de 1517?den öteye Sünni olarak değiştirmiştir. Anadolu halkı, fermanla, tehditle, zorbalık kullanarak Sünnileştirilmiştir.

Başka bir deyişle Aleviler, dilinden de dininden de devlet sopasıyla dönmeyen, gerçek Türklerdir.

Bunun için Atatürkçüdürler. Ve Türkiye Cumhuriyeti de aradığı Türkçeyi ve Türklük kavramını, onların yaşattığı değerlerde, onların yitirmediği kültürde bulmuştur!

1519?da başlayan Celali İsyanları, Alevi Türklerin, sadece Osmanlı?ya karşı değil, Araplaşan Osmanlı?ya, dilini Arapça, Farsça karışımı bir çorbaya çeviren ?döneklere? karşı isyanlarıdır.

***

Yüz bin camiye karşı sayısı bini bulmayan Cemevlerini ibadethane saymayan ?sünni devlet? zihniyetinin arkasında işte bu tarih var.

1517?ten beri dönekler, dönmeyenlere zulmediyorlar hâlâ!

Sorun, Araplaşan Türklerle, Türklüğünü koruyan Aleviler arasında.

Sorun, Türkçeleştirilen İslamiyet?le, Arap İslamiyetine biat edenler arasında.

Söyleyecek çok sözüm var bu konuda. Hem sizlere anlatacağım, hem de kitap yazacağım.


» Yorum Yapın